ESNEKLİĞİN ANAEROBİK PERFORMANSA ETKİSİ
 

Esin KIRATLI
Spor Uzmanı
   


1.GİRİŞ

 

Sportif  gelişmede  kuvvet,  esneklik,  sürat,  koordinasyon  ile  fizik  ve psikolojik  koordinasyonun  kazanılması  gibi unsurlar vardır. Sportif  etkinliklerin  başarısında  eklem  hareket  genişliğinin  önemi  bilinmektedir.
Esneklik  diğer  biyomotor  özelliklere  göre  daha az bilimsel  çalışmanın  yapıldığı  bir  anatomik  beceri  olarak  göze  çarpmaktadır. Yapılan  çalışmalar  ise  özellikle  cimnastikçiler,voleybolcular, yüzücü  ve  güreşçiler  üzerinde  yoğunlaşmıştır.
Yapılan  yeni  araştırmalarında  etkisiyle, esnekliğin  önemi  her  geçen  gün  artmaktadır. Esneklik  çalışmaları, eklemlerin  doğal   esnekliğini  korumak, verimliliği  arttırmak  ve  sakatlanma  riskini  ortadan  kaldırmak  açısından  antrenman   sürecinin  vazgeçilmez  parçası  haline  gelmiştir. Esneklik, performansı  doğrudan  etkileyen  bir  faktör  olarak  kabul  edilmiştir. Çünkü  bu  özellik  kuvvet, sürat, koordinasyon, hareketlilik  gibi  önemli  unsurlarla  iç içedir.Bu  çalışmada  sporun vazgeçilmez  unsurlarından  olan  esnekliğin, anaerobik  enerji  yolunun  kullanımı  ile  ortaya  çıkan  anaerobik  performansa  etkisinin  araştırılması  amaçlanmıştır.

1.      LİTERATÜR  BİLGİ

1.1.    Esneklik
Esneklik, en  basit  şekilde, bir  ya da bir grup  eklemdeki  mümkün  olan  hareket  alanı  olarak  tanımlanabilir. Esnekliğe  duyulan  ihtiyaç  atletik  gayrete  göre  değişir  fakat  bazı  aktivitelerde  esneklik  çok  önemlidir (Devries ve Housh 1998)..Esneklik, bir  veya  birden  fazla  eklemin  mümkün  olabilen  sınırlara  uzanan  hareket  genişliğidir. Bu  genişlik  ne  kadar  çok  ise  o oranda  esneklik  büyüktür (Afyon ve ark  1999). Esneklik, fiziki  uyumun  eklemlerin  normal  açıklığı  çerçevesinde, fonksiyon  yapabilme  kapasitesidir (Akandere 1999). Esneklik, eklem  ya da  eklem  serilerinin  geniş  açılarda  hareket  edebilme  yeteneğidir. Bu  sebepledir ki, esneklik  sadece  sportif  başarı  ve  performans  için  değil  aynı  zamanda  sakatlıklardan  korunma  açısından da  büyük  önem  taşımaktadır (Zorba ve Doğan 1991).Esneklikle  ilgili  olarak  birçok  terim  kullanılır. Ayak  uçlarına  dokunma  egzer- sizinde  olduğu gibi, vücut  açımızın  ya da  hareket  sırasında  vücut  eklemleri  ara- sındaki  açının  küçüldüğü  hareketler  fleksiyon   hareketidir. Ekstensiyon  ise, vücut  eklemler  arasındaki  açının  artması  ile  gerçekleşir. Eklem  açısının, normal  eklem hareketinden  daha  fazla  açılması  ise  hiperekstensiyondur (Tamer 2000). Esneklik rehabilitasyon  uygulamalarının  yanı sıra  sporda  yoğun  antrenman  ve  müsabaka  öncesi  sporcuyu  yaralanma  oluşmadan  genel  sağlık  ve  fiziksel  uygunluk  gelişimi  açısından  maksimum  düzeyde  tutabilmeyi  sağlayan  önemli  bir  parametredir (Baltacı 2001).

2.1.1.  Esnekliğin  önemi
Spor  dallarında, özellikle  cimnastik  sporunda  yapılan  fleksibilite-performans  ilişkisi  araştırmaları, esnekliğin  ağırlığını  ortaya  koymaktadır(Kasap 1990). 
Esneklik, spor türünün ihtiyaçlarına  uygun optimal bir gelişim  sağlamada, kuvvet ve hız gibi fiziksel  faktörlerin ve tekniğin  gelişmesinde etkili olmaktadır (Zorba ve Doğan 1991).Esneklik  her durumda sporcuların  koordinatif becerilerini etkilemekte  ve antrenman sürecinin  vazgeçilmez bir parçası  kabul edilmektedir (Afyon ve ark 1999).Esneklik  hiçbir spor branşında  cimnastikteki kadar önem  taşımamaktadır. Cimnastik göze hitap eden  estetik bir sanat  sporu olduğundan istenilen  estetik ve uyumu  verebilmek için, hareketleri doğru teknikle  sunabilmek için cimnastikçinin azami  esnekliğe sahip olması gereklidir. Aynı zamanda esneklik çalışan  kas gruplarına geniş  hareket kabiliyeti vermesi  ve sakatlanmaları önleyici olması  bakımından diğer spor  branşları içinde önem  bir yer tutar (Mentügay 1992).Sportif  etkinliklerin başarısında eklem hareket  genişliğinin önemi bilinmektedir. Yapılan araştırmalar her  spor dalının ihtiyaç  duyduğu esneklik miktarı  ile, esnekliği  gerektiren eklemlerin  farklı olduğunu ortaya  koymuştur ( Kasap 1990).
Futbolda  pek çok  teknik  hareketleri  gerçekleştirmede  esneklik  önemli  avantaj-lar  sağlamaktadır. Sürat, kuvvet  ve  esneklik  özellikleri  futbolun  gereklerini  yerine  getirmede  önemli  bir  role  sahiptirler (Kuvvetli ve Müniroğlu  1998).

2.1.2.   Esnekliğin  spor  dallarındaki  yeri
Esnekliğin  gelişiminde  kullanılan  metodoloji  tanımlanırken  genel  ve  özel  esneklikten  bahsedilmektedir. Genel  esneklik, belirli  bir  spor  dalının  yarışmaya  ve tek-niğe  ait özelliklerini  yansıtmayan  vücudun  sergilendiği  esnekliktir. Özel  esneklik  ise  belirli  bir  spor  dalının  yarışma  karakterini  yansıtan  kas  ve  eklem  gruplarındaki  es-nekliktir. Bu  iki  faktör  göz önüne  alınarak  eklemlerin  doğal  esnekliğin  konumunu, geliştirilmesi  ve  sakatlanma  riskini  azaltmak  için  uygun  olarak  planlanmış  esneklik  egzersizlerinin  antrenman  programında  mutlaka  yer  alması  gerektiği  vurgulanmaktadır (Bulca 2000).

2.1.3   Esnekliği  etkileyen  faktörler
-        Esneklik bir eklemin yapısı,tipi ve formu tarafından etkilenir.                                 
-          Ekleme  komşu  olan  veya  yakınından  geçen  kaslarda  esnekliği  etkiler.
-          Yaş, cinsiyet  ve  vücut  yapısı   esnekliği  etkiler.
-          Kemik  yapısı ve  kaslar  esnekliği  etkiler.
-          Ligamentler, bağ  kapsülleri  ve  tendon  yapıları  da  esnekliği  etkiler.
-          Hem  genel  vücut  ısısı  ve  hem de  spesifik  kas  ısısı  bir  hareketin  açısını  etkiler.
-          Esneklik  günün  değişik  saatlerine  göre de  değişim  göstermektedir.
-          Yeterli  kas  kuvvetinin  azlığı  da  değişik  egzersizlerin  hareket  açılarını  azaltabilir.
-          Yorgunluk  ve  bir  kimsenin  duygusal  durumu da  esnekliği  etkiler (Bompa 1998). Esnekliği  etkileyen  bir  faktör  olarak  ısınmanın  anaerobik  güç  üzerine  olumlu  etki  yaptığı  görülmüştür. Gerek  anaerobik  testlerde, gerekse  anaerobik  niteliği  yoğun  fiziksel  aktivitelerde  ısınma  performansı  olumlu  yönde  etkilemektedir (Kuter  ve ark  1990)

2.1.4    Esneklik – yaş  ve  cinsiyet  ilişkisiEsneklik  farklı  yaş  ve  cinslere  göre  değişiklik  gösterir. Her  iki  cinste de  yaş  ilerledikçe  biyolojik  gelişimin  paralelinde  esneklik  ve  esnekliğin  artırılabilme  özellikleri  azalmaktadır (Akandere 1999). Polisoksit +  protein  kompleksler  kollogen  fibril  ağların  birleştirmektedirler. Bunların  su  tutma  kapasiteleri  dokunun  karakterleri  dokunun  mekanik  durumunu  belirler, yaşlanmayla  % 10-15 lik  su  kaybı  ve  sertleşmeler  dokunun  karakterlerini  değiştirmekte, gerilmeye  karşı  direnç  artmakta, gerilebilirlik  azalmaktadır. Esneklik, kas, bağ  ve  kirişlerin  gerilebilirliği  ile  hareket  yeteneği  kadınlarda  daha  yüksektir. Kadının  esneyebilirliğinin  yüksek  olması  dokuların  daha  gevşek  oluşuna  bağlıdır (Akandere 1999). Hareketliliğin  en  yüksek  olduğu  dönem  çocukluktan  ergenliğe  geçiş  devresin- de  olup, bundan  sonra  göreceli  olarak  azalır (Akandere 1999).

2.1.5      
Esneklik – mukavemet  ilişkisi

Mukavemet, organizmanın  yorgunluğa  karşı  koyabilmesidir. Antrenman  arasın- da  sporcular  çalışmayan  adalelerini  gevşek  tutabilmelidir, devam eden  kas gergin- liği  yorgunluğa  sebep  olur. Esnetme  yeteneğinin  geliştirilmesi  ile  adalenin  gerili- mini  azaltıp  gevşeme  durumuna  geçişi  hızlandırılır. Dinlenmelerde  esnetici  hare- ketler  kasın  toparlanmasını  çabuklaştırır (Akandere 1999).


2.1.6        Esneklik – kuvvet  ilişkisi
Adalenin bir  dirence  karşı  koyma  gücüne  kuvvet  denir.  Her  adalenin  antago- nisti  vardır. Antogonist  adalenin  gevşeme  yeteneği  az  ise  hareket  kısıtlanır. Ada lenin  yeterli  kuvvet  yönünden  gelişmiş  olsa  dahi, yeterli  kas  esnekliği  yok  ise  fiziki  aktivitede  başarısızlık  gösterir (Akandere  1999).
Kuvvet  ve  esneklik  birbirleri  ile  bağlantılı  yetilerdir. Çünkü  kuvvet  kasın  e -nine  kesitine, esneklik  ise  kasın  ne  kadar  gerileceğine  bağlıdır. Bunlar  birbirinden  farklı  düzenekler  olmasına  karşın  birbirlerini  etkilememektedirler. Cimnastikçilerin  hem  esnek  hem de  kuvvetli  olması  bu  yaklaşımları  doğrulamaktadır. Buna  karşın  doğru  olmayan  esneklik  ve  kuvvet  geliştirme  yöntemlerinin  olumsuz  sonuçlar  çıkarabileceği  gerçeği  unutulmamalıdır. Bu  bağlamda  beklenmedik  etkiler  ile  karşılaşmamak  için  kuvvet  antrenmanı  ile  birlikte  uygulanmalıdır (Bompa  1998).

2.1.7        Esneklik – sürat  ilişkisi Hareket  hızının, kuvvetin  ve  diğer  mekanizmaların  etkilenmesi  çabukluğu  or- taya  çıkarır. Uygun  esneklik  antrenmanları  süratin  arttırılmasına  yardımcı  olmak- tadır. Esnetme  çalışmaları  sonrasında    sürtünme  ve  antagonistlerin  direnci   azalıp  kuvvet  artar. Buna  bağlı  olarak  hız  yükselir  ve  sürat  olumlu  etkilenir (Akandere  1999).

 

2.1.8        Esneklik – koordinasyon  ilişkisi
Adalenin  uzayabilirlik  özelliği, verimli  bir hareket  için  öncelikli  bir  gerek -sinimdir. Hareketin  devamlılığını; sürtünmesiz, ekonomik  ve  estetik  bir   şekilde  sağlamak  için  bu  özellik  önemlidir. Burada  önemli  olan, antogonistlerin  gevşeme  yeteneğidir. Uzama  ile, hız  ya da  gevşeme  hareketlerinde  gelişme  olur. Eklemler- deki  hareketlilik  kapasitesi, yükseltildiği  oranda  mükemmel  tekniğe  ulaşılabilir. Kompleks  hareketler  sırasında  birçok  adale  grubu  ve  eklemlerin  değişik  zaman- larda  ve  açılarda  devreye  girmesi  gerekir. Bu  unsurların  görevlerini  optimal  ve  zamanında  yapmaları, koordinatif  yeteneklerin  geliştirilmesi  ile  mümkündür. Bu  olgu  ise; kirişler, eklem  kapsülü, bağları  ve  kasların  gerekli olan  uyum  esnekliğine  kolaylık  sağlayacak  yapıda  tutulmalarına  bağlıdır (Akandere  1999).

 

2.1.9    Esneklik – performans  ilişkisi Esneklik  diğer  biyomotor  özelliklerine  göre  daha  az  bilimsel  çalışmanın  ya- pıldığı  bir  anatomik  beceri  olarak  göze  çarpmaktadır. Bundan  dolayı  ölçüm  tek- nikleri  çok  büyük  bir  gelişim  gösterememiştir. Yapılan  esneklik - performans  iliş- kisi  çalışmaları  ise  cimnastikçiler, voleybolcular, yüzücü  ve  güreşçiler  üzerinde  yoğunlaşmıştır (Afyon ve ark 1999). Dans, buz  pateni, cimnastik  sporlarında  iyi  bir  performans  için esneklik ge-reklidir. Futbolcularda da  iyi  bir  esneklik  başarı  için gerekmektedir. Esneklik  her durumda  sporcuların  koordinatif  becerilerini  ve  tekniklerini  etkilemektedir. Esnek- lik  eğitimi  antrenman  sürecinin  vazgeçilmez  bir  parçasıdır (Akandere  1999).  

3. PERFORMANS
Performanstaki  ilerleme, belirli  bir  zaman  sürecine  dayalı  olarak, çalışmaları  gerektirmektedir. Kişi  ilerlediğinde, geçmişe  oranla  daha  iyi  beceri ortay  koyar. Performanstaki  ilerleme de  kendini  belirli  özelliklerde  göstermektedir. Bu  ilerleme veya  gelişme  performansın  değişkenliği  ve  ısrarlılığı  ile  ilişkili  olmaktadır. Per-formans  değişikliği, ısrarlı  ve  relatif  olarak  devamlı  bir  özellik  göstermelidir.
Performans  durumu, sporcunun  becerinin  pratiğini  yapmasından  çok, beceriyi  kullanması  veya  uygulamasıdır.Performans  esneklik  yetersizliğinden  önemli  ölçüde  olumsuz  etkilenmektedir (Afyon ve ark 1999).

3.1.   Performansı  Etkileyen  Faktörler
Performans  hareketi  sağlayan  adalelerin  kütlesi, kullanılan  enerji  sistemi, aktivitenin  süresi  ve  sporcunun  gelişmesi, olgunlaşması  durumu  gibi  faktörlerle  ilgilidir. Performansı  etkileyen faktörler  ikiye  ayrılır :

3.1.1        İç  faktörler
·          Yaş
·          Cinsiyet
·          Anatomik  yapı
·          Motivasyon
·          Enerji  metabolizması  ve  aerobik  kapasite
·          Kuvvet
·          Sürat
·         Dayanıklılık

3.1.2.   Dış  faktörler
·         Beslenme
·            İklim
·            Esneklik
·            Antrenman  durumu
·            Masaj
·            Tesis  durumu
·            Antrenör  özellikleri (Yaman ve Coşkuntürk 1992).

4.   ENERJİ  SİSTEMLERİ
Enerji  antrenman  ve  yarışma  sırasındaki  fiziksel  etkinliklerdeki  verim  düzeyi  için gerekli  bir öncüldür. Enerji, besin  depolarının, kas  hücresinde  depolanan  ATP (adenosin trifosfat) olarak  bilinen  yüksek  enerji  bileşenine  dönüşmesinden  elde  e-dilir. ATP bir adenosin ve üç  fosfat  molekülünden oluşur.Kassal  kasılma  için  gereken  enerji, yüksek  enerjili  ATP’nin  ADP + P’ ye -nüşmesiyle  ortaya  çıkar. Bir  fosfat  bağı  kırıldığında  ATP’den  ADP + P  oluşur  ve bundan  dolayı  ATP depoları  fiziksel   etkinliğinin  sürekliliğini  kolaylaştırmak  için  sürekli  bir  biçimde  yenilenmelidir. ATP  depoları  yapılan  fiziksel  etkinliğin  türüne  göre  şu iki  enerji  sistemiyle  yenilenebilir :

1.      Aerobik  enerji  sistemi
2.     
Anaerobik  enerji  sistemi (Bompa  1998).

 

4.1. Aerobik  Enerji  Sistemi Aerobik  sistem, ADP + P den  ATP’yi  tekrar  birleşim  haline  getirmek üzere  e- nerji  üretmeye başlamak için yaklaşık  60-80  saniyeye  gereksinim  duymaktadır. Ok- sijenle  glikojenin  parçalara  ayrılması  için  kalp  ve  solunum  hızı, gerekli  O2  mik- tarını  kas  hücrelerine  taşımak  için  yeterli  derecede  arttırılmalıdır. Her  ne kadar  glikojen  hem  laktik  asit  hem de aerobik  sistemlerde  ATP’yi  tekrar  bireşim  haline  getirmek  için  kullanılan  enerji  kaynağı  ise de, aerobik  sistem  O2’nin  varlığında  glikojeni  parçalara  ayırır  ve  böylece  az  miktarda  ya da hiç  laktik  asit  üretmeyip, sporcunun  antrenmanı  daha  uzun  süre  sürdürmesine  olanak  sağlar (Bompa  1998). Aerobik  sistem  2 dakika  ila  2-3 saat  süren  olaylar  için  ana  enerji  kaynağıdır. 2-3  saati  aşan  çalışmalar  ATP  depolarının  yenilenmesi  için  yağları  ve  proteinleri  parçalamasına  sebep  olabilir. Bu  durumların  herhangi  birisinde, glikojen, yağlar ve  proteinlerin  parçalanması, vücuttan  solunum  ve  terleme  yoluyla  atılan  karbon dioksit (CO2)  ve  su  (H2O)  yan  ürünlerini  üretir. Bir  sporcunun  ATP’yi  yenileme  hızı, kişinin  aerobik  kapasitesiyle  ya da mak- simum  oksijen  tüketim  hızıyla  sınırlıdır (Bompa  1998).

 

4.2. Anaerobik  Enerji  Sistemi Anaerobik  sistem, çalışma  için  gereken  enerjinin  tamamen  oksijen  olmadığı  bir  ortamda  sağlanmasını  temin  eden  yoldur. Anaerobik  sistem , kendi  içinde  iki  bölüme  ayrılır :

1.     
Alaktik  anaerobik  enerji  sistemi

2.     
Laktik  anaerobik  enerji  sistemi (Bompa  1998).
 

4.2.1.  Alaktik  anaerobik  sistem
Kasta  sadece  az  miktar  ATP  depolanabildiğinden , enerji  tüketimi  yorucu  fiziksel  etkinlik  olduğunda, oldukça  hızlı  olur. Buna  karşılık, creatin  fosfat (CP) ya da aynı  biçimde  kas  hücresinde  bulunan  fosfat  creatin, creatin (C) ve  fosfat (P)  olarak  ayrışırlar. Bu  süreç  ADP + P’ yi  ATP’ ye  dönüştürmekte  kullanılan  enerjiyi  ortaya  çıkarır  ve  sonra  bir  kez  daha  ADP + P’ ye  dönüştürülerek  kassal  kasılma  için  gereken  enerjinin  ortaya  çıkmasını  sağlar. CP’nin  C + P’ ye dönüşmesi  kassal  kasılma  doğrudan  kullanabilen  bir enerji  sağlamaz. Daha  çok, bu enerji  ADP + P’ nin  ATP’ ye  dönüştürülmesinde  kullanılmaktadır (Bompa  1998).CP  kas  hücrelerinde  sınırlı  bir  düzeyde  depolandığı  için, enerji  bu  sistem  ta-rafından  yaklaşık  8-10  saniye  için  sağlanır. Bu  sistem  atletizmdeki  100 m  koşu,  dalma, halter, atlama  ve  atma, cimnastikteki  atlama gibi  oldukça  hızlı  ve  ani  et-kinlikler  için  temel  enerji  kaynağıdır (Bompa  1998).

4.2.2.      Laktik  anaerobik  sistem
Yaklaşık  40  saniye  kadar  olan  daha  uzun  süreli  spor  olayları , doğaları  bakı-mından  çok  yeğindirler (200 m ve  400 m  sprint  koşusu, 500 m hız  pateni  ve  bazı  cimnastik  dallarında). Enerji , ilk  olarak  ATP – CP  sistemince  ve  bundan  sonraki  8-10  saniye  boyunca  laktik  asit  sistemince  karşılanır. Laktik  asit  sistemi, kas  hücreleri  ve  karaciğerdeki  glikojeni  parçalara  ayırarak, ADP + P’ den  ATP  oluş- turmak  üzere  enerjiyi  serbest  bırakır (Bompa  1998). Glikojenin  parçalara  ayrılması  sırasında  O2’nin  olmaması  nedeniyle, yan  ürün  adı  verilen  laktik  asit  oluşur. Çok  uzun  süre, yüksek  yoğunluklu  bir etkinlik  -rerse, kasta  kasta  büyük  miktarlarda  laktik  asit  toplanıp  yorgunluğa  neden  olur. Bu  ise, fiziksel  etkinliğin  kesilmesine  yol  açar (Bompa  1998).  

4.3.  Aerobik  Kapasite
Yüksek  bir  aerobik  kapasite  olumlu  yönde  anaerobik  kapasiteye  dönüştürülür. Eğer  sporcu  aerobik  kapasitesini  geliştirirse  anaerobik  kapasitesi de  gelişecektir. Çünkü  sporcu  O2  borçlanmasına  ulaşmadan, daha  uzun  süre  eylem  gerçekleştire-bilecektir  ve  O2  borcu  oluşturduktan  sonra  daha  düzelecektir. Anaerobik  kapasitenin  önemli  bir  bileşen  olduğu  bir çok  spor  için  bu  bulgu  önemlidir. Takım  sporlarının