|
-Sayın Keleş, bisiklet sporu ile nasıl tanıştınız, sizi bu spor dalına teşvik eden olmuşmuydu?
-Bisiklet sporuna Sanat Enstitüsü orta kısmına giderken basketbola karşı olan aşırı istek ve arzumdam vazgeçerek başladım. Kısaca hikayesi söyle; birgün Konya Şehir Sdatyumu içindeki veledrom’da pist yarışları yapılacağını duydum.
Bir grup arkadaşımla stadyum'a gittik. Yağmurlu bir hava sene 1961 bahar ayı. Kapalı şeref tribünü arka bölümünde bir yer buldum kendime. Müsabaka ile ilgili yapılan anonslardan kimin kim olduğunu, yarışma programlarını takip ediyorum.
Şeref tribününde o günün Federasyon Başkanı Talat Tunçalp, Asbaşkan rahmetli Hakkı Bekensir, Ankara İl Temsilcisi o günkü ismi ile Bisiklet Ajanı rahmetli Seyfi Sonakın, Konya İl Temsilcisi rahmetli Kemal Alper ve o günün Konya’ lı zevatı var.
Kapalı tribün tamamen dolu. Yarıya yakını o günün Kız Öğretmen Okulu öğrencileri. Başlarında benim de İlkokul öğretmenim Ayşe Baykal’ın eşi rahmetli Okul Müdürü İhsan Baykal var.
Özellikle bayanlar sporculara öylesine tezahürat yapıyorlar ki etkilenmemek mümkün değildi. O tarihte henüz 16 yaşındayım. En çok tezahürat yapılan ise Ankara bölgesinden harika bir bisikletçi, yakışıklı filinta gibi bir sporcu olan Aytekin İpek.
Devamlı şeref tribününde başkan Talat Tunçalp’ in yanına inip çıkıyor… Hava yağışlı finallerin yapıldığı bir gün… Veledrom ıslak Talat bey hakemlere değil, Aytekin İpek’e:
- Piste çık kaymaz kurumuş diyorsan başlayabilir, diyor.
Anonsların tamamını da Talat bey yapıyordu.
Aytekin İpek piste iniyor. Biraz da şov ve artistlik hareketlerle pisti kontrol ederek koşulabileceğini işaret ediyor. Bu arada özellikle kız öğretmen okulu öğrencileri koro halinde Aytekin..! Aytekin..! diye bitmek bilmeyen tezahüratta bulunuyorlar. Aytekin İpek o gün 2 yarış kazanıyor.
Tribünde benim bisiklet sporuna bu yakın ilgi ve heyecanımı gören protokoldeki ilgililer "biraz da sempatiktikliğimden herhalde", beni teşvik ederek "fiziklisin incesin uyanıksın neden sende bisiklet sporu yapmıyorsun" gibi sözlerle o gün beni bir ömür verdiğim bisiklet sporunun içine ittiler.
Hemen ertesi gün rahmetli babama zorla kırmızı renkli Olmo marka İtalyan malı halk tipi bir bisiklet aldırttım. Tabi bu arada basketbol falan bitti. Bir ay sonra Konya’nın geleneksel 3 haftalık düz bisiklet yarışlarına iştirak ettim.
Her hafta 80 ila 100 den aşağı olmamak üzere katılımcı vardı. Üç hafta sonunda ilk 5' e giren sporculara ferdi lisans çıkartıp birer Terrot marka yarış bisikleti verdiler. O ilk beşin içerisinde bende vardım. Böylece bisiklet sporuna ve bisiklet camiasına bilfiil katılmış oldum.
- Bisiklet spor dalında ilk antrenörünüz kimdi ve sizin başarılarınızın arkasında hangi antrenörler vardı?
- İlk antrenörlerim Mustafa Mest, Nezir Sonakın ve şu an hayatta olmayan rahmetli Hasan Hüseyin Bayram'dır. Milli takımdaki antrenörlerim ise; Mustafa Palaska, Bulgar Nenco Hrisdov ve Fransız Cino Bartoloci idi.
- Yarışmacı olarak hangi şampiyonalara katıldınız?
- Sporculuk dönemimde uluslararası Ankara – İstanbul etaplı yarışları, Marmara Turu, Cumhurbaşkanlığı Turu, Dünya Yol ve Pist Şampiyonaları, Akdeniz Oyunları Yol ve Pist Yarışları, Balkan Şampiyonası ve birçok uluslar arası yarışmalara katıldım.
Türkiye genelinde pist sürat 1 Km – 4 Km. saate karşı pistin muhtelif kategorilerinde defalarca Türkiye şampiyonlukları ve kürsünün ilk 3 nde daima yer aldım.
Konya takımının yolda pistte geçilmez takım elemanları içerisinde yer almış 100 Km yol takım yarışlarında Türkiye şampiyonu olarak defalarca takım arkadaşlarımla kürsünün birincilik bölümünde beraber oldum.
Sporcu olarak, Konya şekerspor, Konya Çimentospor, (Askerlik görevi) Ankara Muhafız Gücü, Balıkesir Spor, Ankara Emniyet Gücü, Konya İdman Yurdu kulüplerinde forma giydim.
- Askerlik görevinizi muhafız gücünde yaptığınızı söylediniz. Muhafız gücündeyken hangi müsabakalara katılmıştınız?
- Bir çok anımız var. Yurtiçi yurtdışı yarışlarımız var. Beni en çok etkileyen ise; 1965 ve 1966 yıllarında milli takım alternatifi durumunda olan Muhafız Gücü idi. Aslında bu takımımız başka kulüplerden 2 kişi takviyeli milli takımdı.
Unutmadığım müsabakalardan biri iller arası Gaziantep – Hatay - İskenderun yarışları Güney Kupası. Askerlik görevimin ilk yılında bu yarışın etapları ile genel klasmanı kazanmıştım.
Son etap olan İskenderun kriteryum yarışını birincilikle tamamlamamın sonunda, rahmetli komutanım Muhlis Özmen'in eşinin de aralarında bulunduğu kalabalık bir seyirci ile karşılaştım. İskenderun'da böyle bir yarış ilk defa yapılıyordu. Çok kalabalık bir seyirci karşısında biten yarışta seyircilerin beni dakikalarca omuzlarında taşımalarını unutamıyorum.
Birliğimize dönüşte aldığımız ödülleri rahmetli alay komutanı Dündar Baykal ile yine alay spor komutanı Albay Sabahattin Erman’ a tüm alayın önünde merasimle takdim ettiğimizde tüm bisiklet ekibine 15 gün mükafat izni verilmişti.
İkinci bir mutluluk ise 1967'de Konya Türkiye pist şampiyonasında 2 birincilik 1 üçüncülük kazanmıştım.
Ertesi gün yani Pazartesi pist yarışındaki ilgi ve alaka Alaaddin turuna taşındı.
O günkü yarışmacı katılımcıları hiçbir zaman 50 sporcunun altına düşmüyordu. Çok çekişmeli bir yarışma sonunda
1. Sadık KELEŞ Ankara Muhafız Gücü,
2. Hasan Selçuk Patata Ankara Muhafız Gücü,
3. Nusret Ergül Konya Şekerspor oldu.
Yarışma sonunda binlerce Konyalı'nın omuzlarında ben ve Nusret Ergül dakikalarca indirilmedik. Rahmetli komutanım Muhlis Özmen’ in alnımdan öperek sarılıp ağlayışımızı unutamıyorum.
- Bisiklet antrenörlüğüne geçişiniz nasıl oldu?
- 1970 yılı sporculuğumun en iyi dönemiydi. O yıl ilimizde iki gün süren Türkiye Pist Şampiyonası ve ardından onbinlerin izlediği Konya Alaaddin Bisiklet Turuna katılmıştım.
Zamanın Bölge Müdürü Sami Yavrucuk ile Spor Bakanı Sezai Ergün, Federasyon BAşkanı rahmetli Necdet Baykut ile yine rahmetli Gençlik ve Spor Genel Müdürü Orhan Bilgin de yarışmaları izlemişlerdi. Spor Bakanı Şeref kürsüsünde Rifat Çalışkanla bana;
-
"Bundan böyle tecrübenizi sizden sonraki gençlere aktarmak için sizi antrenör olarak görmek istiyoruz demişti. "
Bakanımızın bu arzusunu 1970 yılında katıldığım sınav ve çeşitli bürokratik işlemlerden sonra yerine getirdim. Balıkesir Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğünde 657 sayılı yasaya bağlı kadrolu bisiklet antrenörü olarak göreve başladım, aynı şekilde takım arkadaşım ve Konyalı hemşehrim Rifat Çalışkan da Bursa Gençlik Spor İl Müdürlüğüne başlamıştı.
O yıllarda 1. Türkiye liginde oynayan Balıkesirspor'da forma giyerek aynı kulüpte kendim ve öğrencim olan Turan Ergin’le birlikte Büyükler – Gençler olarak ilk Türkiye Şampiyonluklarını Balıkesir'e hediye etmiştik. Böylece Gençlik ve Spor İl Müdürü rahmetli Selman Boğuşkan'ın katkılarıyla Balıkesir ve ilçelerinde bisiklet sporunu üst düzeylere çıkarmayı başarmıştık.
İlk antrenörlüğümü Balıkesir'de devam ettirirken, 1971 yılında Akdeniz Oyunlarında A Milli takım antrenörü olan Nenco Hrisdov’ un yanında yardımcı antrenör olarak görev yapıyordum (böylelikle ilk milli takım antrenörlüğüm başlıyordu).
- Balıkesir'den ne zaman ayrıldınız?
- Balıkesir'deki antrenörlüğüm 1970 – 1973 yılları arasındadır. O tarihlerde hemşehrimiz olan Emniyet Genel Müdürü Mehmet AKZAMBAK aynı zamanda Güreş Federasyonu Başkanı idi. Spora yakın olan Akzambak’ın arzuları ile yine zamanının Bisiklet Federasyonu Başkanı Yavuz ÇAKIR’ın da çabalarıyla Emniyet Genel Müdürlüğü kadrosuna intisap ettim.
Burada Emniyetspor Bisiklet Takımını kurarak hem antrenör hem de sporcu olarak spor hayatımı devam ettirdim.
1976 yılında Konya Beden Terbiyesi Bölge Müdürü Cemil ERGEN’ in ısrarları ve yakın ilgisi ile memuriyet kadrosunu Konya Beden Terbiyesine aktardım.
Konya’ da Nusret ERGÜL ve Seyit KIRMIZI ile birlikte antrenörlük ve sporculuk hayatını devam ettirdim.
Ankara dönüşü Konya İdman Yurdu Kulübünde lisansiye oldum ve sporculuk dönemini bu kulüpte kapatmış oldum.
-
Milli Takım antrenörlüğünüz ne kadar sürmüştü?
- Antrenörlük dönemimde en uzun süre Milli Takımda olmuştur. Öyle ki bugün iki yetişkin oğlum Çağlayan ve Kıvanç KELEŞ’ in doğumlarında dahi milli takım kamplarında olmam nedeniyle maalesef yanlarında olamadım. Büyük oğlum Çağlayan' ın birinci yaş günü dolduğunda ise yanlarında sadece on üç gün beraber olmam o tarihte basında bile yer almıştı.
- Bisiklet Federasyonlarında hangi görevlerde bulundunuz?
- Üç ayrı Bisiklet Federasyon Başkanı döneminde Başkan yardımcılığı, Uluslararası Cumhurbaşkanlığı Turlarında 13 kez Yarış Direktörlüğü yaptım.
Ayrıca yurtiçi ve uluslararası yarışmalarda Yarış Direktörlüğü, Yarış Genel Koordinatörlüğü gibi görevlerde bulundum.
Necdet BAYKUT, Ünal TOLUN, Yavuz ÇAKIR, Feridun İNCULA, Ergun HİÇYILMAZ, Savaş AĞAOĞLU, Hürrem SOLAKLAR, Hamdi AYVALI ve Cemil ERGEN'in Federasyon Başkanlıkları dönemlerinde; Teknik Komitelerde ve Organizasyon Komitelerinde ve Milli Takım antrenörlüklerinde bulundum.
Ayrıca üç dönem Federasyon Başkanlığı yapan Ömer ŞAHİN'e Teknik As Başkanlık ve Başkan Vekilliği yaptım.
- Sayın Keleş, sizlerin ve sizden önceki bisikletcilerin döneminde bisiklet sporu deyince herkezin aklına Konya gelirdi.
Kendi döneminizle günümüzü kıyasladığınızda bisiklet sporunda ne gibi farklar görüyorsunuz?
- Evet 1960 –1975 yılları arasında isim yapan kaliteli bir jenerasyon vardı. Bu jenerasyona sahip çıkıldı. En önemlisi askerlik çağı gelen bir sporcunun iki yılı kayboluyordu. Bunu önlemek için; milli sporcular doğrudan Ankara Muhafız gücü veya Ankara Jandarma gücüne gidiyor özellikle büyükler kategorisinde sporcu potansiyeli ve sporda devamlılık sürdürülüyordu.
Diğer bir örnek konu; Konya Şeker Spor, Konya Köy hizmetleri, Konya Medaş, bu kulüplerdeki bisiklet sporcuları aynı zamanda bu müesseslerin birer çalışanıydı ve sosyal güvenceleri vardı. Sporculuk hayatından sonra limon gibi suyunu sık posası senin olsun mantığı yoktu. Şu anda o dönemden kalma ekmeğini bu müesseslerden kazanmakta ve emekli olmuş onlarca eski milli sporcularımız mevcuttur.
Bu imkanlar şimdi maalesef yok. Özellikle Anadolu’da aileler çocukları için önce okul sonra aş ve iş istiyor. Ebeveynler bu konuda haklı da. Çünkü çocuklarının istikbali o ailenin geleceğidir. Ebeveynler askerlik dönemine kadar gençtir, toparlar aklı başına gelir diye bir takım serbest yaşamlarına sabredebiliyor. 20 yaş ve askerlikten sonra okulda devam etmiyor ise hayatın gerçekleri dağ gibi karşılarına çıkıyor ve buna kesin bir karar vermek zorunda kalıyorlar. En tecrübeli ve spor adına kazanımlar başlayacağı anlarda maalesef sporcuyu kaybediyoruz. Çünkü üzülerek belirtmeliyiz ki tünelin sonu iyi gözükmüyor. Buna bir çare bulmalıyız.
Çok zor bir spor olan bisiklette günde 140 -160 Km çalışma yapan bir sporcuya geleceği konusunda sahip çıkılmaz ise yalnızca malzeme ve geçici kamplar ile o günü kurtarırız.
Genç sporcuya hedef gösterirken sportif başarı ve ondan evvelki ağabeylerinin yaşantısı, istikbal görünümü çok önemlidir. Hem kendisi hem ailesi için sporcu yaptığı sporun hedefini ve sonunu bilerek rahat olmalıdır.
Bizlerden sonra da Konya’mızda ve Konya dışında çok elit sporcular çıktı. Hepsi de görevlerini en iyi şekilde yaptılar ve yapıyorlar da.
Yukarıda belirttiğim imkânlar ülke genelinde fazla değil, 10 kulüp ve ilde uygulansın, kulüplerin başına özel sektör anlayışında takipçi işini bilen idareciler gelip, sporcu ve teknik ekibin gerçek şekilde kontrol, sevk ve idaresini yapsın, antrenörler gerçek görevini yapsın Türkiye’den çok kaliteli sporcular çıkar (Brissa Kulübü örnektir).
Antrenör, sporcu, hakem, idareci eğitimi ve devamlılığı Türkiye’yi kesinlikle eskiden çok daha ilerilere taşıyacaktır umutsuz değilim.
Spor akademilerinden diploma alan onlarca bisiklet sporu yapmış sevgili beden eğitimi öğretmenleri var. Bu arkadaşlarımız Türkiye’nin neresinde olursa olsunlar birleşip bir araya gelmeli ve branşımıza sahip çıkmalılar. Bisiklet Federasyonun internet sitesinin müdavimleri olmalılar ki; camiadan haberdar olsunlar.
Türkiye’de her şey var. Yeterki her kademede özveri, özveri, özveri… Her şey burada saklı.
- Elit Bisikletci yetiştirecek teknik kadro kaç ilde var? Mevcut tesis ve antrenörler bunun için yeterli mi?
- Elit bisikletci yetiştirecek kadro Balıkesir, Kocaeli, Sakarya, Katamonu, Trabzon, Kütahya, Eskişehir ve Konya gibi illerde mevcut. Fakat mevcut antrenörlerin bisiklette ileri gitmiş Fransa, İtalya, Almanya, Belçika ve Rusya gibi ülkelerden eğitimen antrenörler getirilerek seminerler veya kurslar vasıtasıyla bilgilerinin yenilenmesi gerektiği kanaatindeyim.
Tesis konusuna gelirsek
yol ve dağ bisiklet yarış parkurları için fazla bir sorun var denilemez. Ancak bu gün değişen yarışma kuralları nedeniyle ülkemizde uluslarası ölçülere haiz ne yazık ki bir tane bile veledrom bulunmamaktadır.
Oysa ülkemizin on pilot bölgesinin tespiti ile buralara uluslararası standartlarda 250 metrelik ahşap veledronlar yapılması halinde bu spor dalında ileri girmiş ülkelerin seviyesini yakalayabilecek sporcu potansiyeline sahibiz.
Çünkü bisiklet sporu görsel bir spor olması nedeniyle bu branşın tüm organizasyonlarının halk ile iç içe olmasında çok büyük fayda olduğuna yürekten inanlardanım. Zira ben de bisiklet sporuna böyle görerek ve izleyerek başlamıştım.
- Konya'ya yeni nizami ölçülerde bisiklet veledrom yapılması için bir ara çalışmalar başlatılmıştı. Bununla ilgili çalışmalar devam ediyor mu?
- Maalesef veledrom yapımı yıllardır yerinde sayıyor malumunuz. Bundan beş yıl önce size bir ricada bulunarak birlikte internet üzerinden bir çalışma ve araştırma yapmıştık hatırlarsanız. Bu çalışmanın sonucu Almanya'da üç nesildir veledrom yapan bir firmanın baş sorumlusuna 2008 Pekin Olimpiyadlarının veledromunu yaparken ulaşmıştık. Bu kişi Almanya'ya döndüğünde bizimle irtibat kurmuş. Konya'ya gelip veledrom yapılacak yeri görmesi gerektiğini bildirdikten sonra firma olarak inşaat işleri veya danışmanlık gibi her konuda bize yardımcı olacaklarını belirten mektup göndermişdi.
Anılan firma şu anda dünya'nın çeşitli ülkelerine 145 adet bisiklet veledromu yapmış çok geniş çaplı bir referansa sahip.
Bu firma ve bisiklet veledromu yapımı ile ilgili bir dosya oluşturup o gün Konya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Selçuklu Belediye Başkanlığı ve Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanlığına arz etmiştim. Ancak araya Federasyon seçimleri ve benzeri işlerin girmesi veledrom işini duraksattı. Şayet o tarihlerde bunu yapılabilseydik şimdiye kadar veledromda Avrupa Şampiyonasını dahi yapardık.
Şu anda ülkemizde nizami ölçülerde hiç bir yerde bisiklet veledromu bulunmamaktadır. Konuyu yakından takip etmekteyiz. Şu anki yetkililerin Konya'ya kazandırmayı vaad ettikleri yeni ve modern bir veledrom yapımına inşallah başlanır. Bu Türk bisiklet sporu için önemli bir ihtiyaç olduğu kadar çok da gereklidir. Konya'ya ve ülkemize yakışan veledrom modeli ise 250 metrelik kapalı ve ahşap döşemeli (sporcu sağlığı açısından çok önemli) bir bisiklet veledromudur.
- Dünya'da bisiklet sporunda isim yapmış İtalya, Fransa ve benzeri ülkeleri yakalayabilmemiz için orta ve uzun vadede neler yapmak gerekir?
- Elbette bu veledromları yapmakla iş bitmiyor. Tespit edilen bu on il kendi aralarında deplasmanlı lig müsabakalarının düzenlenmesi halinde, yeni yetişen sporcuların müsabaka tecrübelerinin de artmasını sağlayacaktır.
Ayrıca Üniversiteler arası bisiklet şampiyonaları düzenlenebilir. Bu şekilde üniversite gençliğine bisiklet sporunu tanıtma ve sevdirme imkanı bulabiliriz.
Öncelikle yapılacaklar arasında antrenörlerin bilgilerinin yenilenmesi gelmektedir. Bunun için yurt dışından eğitmen antrenörler getirterek, seminerler ve kurslar düzenlenmesi gerektiği görüşündeyim.
Bunların yanı sıra kulüp ve sporcu sayısını artırmalıyız. Yarış bisikleti ve yedek parçalarının oldukça pahalı olması nedeniyle başarılı kulüplere malzeme desteği yapabilmenin yolları Federasyonca araştılıp bu konuya bir çözüm bulunmalı.
- Sayın Keleş bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.
|
|
| Sadık KELEŞ Kimdir? |
1945 Konya doğumlu olan Sadık KELEŞ Konya Kız Tatbikat İlköğretim Okulundan mezun oldu. Bisiklet sporuna Sanat Enstitüsünde öğrenim görürkenken başladı. Katıldığı yarışmalar ve kamplar nedeniyle devamsızlıktan bir yıl ara verdiği okulunu değişik illerde tamamlayabildi.
3. Kademe antrenör diplomasına sahip olan Sadık KELEŞ yurtiçi ve yurtdışı birçok antrenör kurs ve seminerlerine katılarak bu spor dalında üst düzey antrenörlük diplomaları da aldı.
KELEŞ'in Konya Bisiklet İl Temsilciliği döneminde; Uluslararası Konya Bisiklet Turunun Federasyon UCI faaliyet programına alınmasına büyük katkısı oldu.
Konya Bisiklet Sporunu Kalkındırma ve Sporcularını Koruma Derneğinin kurucularından olan Keleş,
1994–1999 yılları arası Konya Anadolu Grubu Genel Sekreterliği ile Halka İlişkiler ve Basından Sorumlu Başkan Yardımcılığı yaptı. Ayrıca aynı derneğin 3 dönem Başkan Yardımcığında bulundu.
1994–2003 yılları arasında Anavatan Partisinde Başkan Yardımcılığı ve Başkan Vekilliği yaptı. Ağustos 1994'te Konya Gençlik Spor İl Müdürlüğünden emekliliğe ayrılan Sadık KELEŞ evli ve 2 erkek çocuk babası.
Halen Konya’ da yaşamına devam eden Keleş mevcut Bisiklet Federasyonunda danışmanlık hizmeti ile bu spor dalına katkılarını sürdürmekte ve oğlu Kıvanç Keleş'te babasının yolunda bisiklet sporuna milli bisiklet hakemi olarak görev yapmakta.
|
|