|
- Dokuz yaşında yüzme ve masa tenisi ile spor'a başladım. 1972 yılında 13 yaşında iken Ankara'da düzenlenen Masa Tenisi Türkiye Şampiyonasına katıldım. Bu şampiyonaya İdman Yurdu Kulübü olarak beni spora başlatan
ve üzerimde çok emeği olan İsmail Serim Hocamla birlikte gitmiştik.
Daha sonra, İsmail Serim hoca beni Tezcan Uzcan ve Necati Yeğenoğlu'na götürerek "Bu çocuk çok kabiliyetli, boyu da uzayacak gibi basketbol'a yazdıralım dedi" ve bu şekilde Konya İdmanyurdu Basketbol Takımında antrenmanlara başladım. Eski Gençlik ve Spor İl Müdürlerinden Necati Yeğenoğlu ağabeyimin antrenörlük yaptığı takım ile çok sayıda başarıya
imza attık. Zaten Necati bey'in spor ve meslek hayatımı yönlendirmemdeki katkısı büyüktür. Bu arada Devrim Orta Okulunda okuyordum. Beden Eğitimi öğretmenimiz Mazhar Vardar'dı. En az beş branşta aktif sporculuğu olan efsane beden eğitimi öğretmenlerindendi. Bu arada şimdiki açık yüzme havuzunun bulunduğu yerdeki havuzda yüzme antrenmanlarına gidiyordum. Konya'da yıldızlar ve gençler kategorisinin değişmez sporcusuydum. Fakat şunu itiraf etmeliyim; serbet stilde dostum, arkadaşım Ziya Nurullahoğlu'nu
bir türlü geçemedim.
Devrim Orta Okulunda okuduğum bir gün öğretmenlerimden biri "oğlum Orhan Şener gel buraya!" dedi. Çokta korkardık kendisinden. Buyrun hocam dedim. (Düşünün ben ortaokulun hem masa tenisi, hem basketbol, hem de voleybol takımlarının sporcusu olarak maçlarda okulumu temsil ediyordum). "Oğlum ya derslerine çalış adam ol, yada spor gibi lüzumsuz işlerle uğraş, sokaklarda serseri ol..!" demişti. Diyeceğim şu; o tarihlerdeki bazı insanların kafasında spor yapan çocuklar; boşta gezen, derslerinde zayıf kimseler gibi yanlış bir
kanı vardı maalesef.
Eski Açık Yüzme Havuzundan biraz bahsetmek istiyorum. Yerin 100 metre dibinden gelen buz gibi kuyu suyu ile dışarıdan dolan bir havuz düşünün. O tarihte yapılan bir yarışmada Adanalı yüzücülerde vardı. Havuza giren tüm Adanalı yüzücülerin hepsi çelik gibi suda kaskatı kesildi. Yarışmada görevli doktor'a biz bu havuzda yüzmeyiz deyip yarışmadan çekilmişlerdi. Bu havuzun onbeş günde bir suyunu değiştirir, duvarlarını beyaz badana ile kendimiz boyardık.
Orta Okuldan sonra Karatay Lisesinde okudum. Lisedeki beden eğitimi öğretmenimiz Saim Özyuva idi. Lisede dönemimde pek turnuva düzenlenmedi.
1978 yılında Yeni Meram Gazetesi tarafından Yılın Sporcusu gösterildim.
1979 yılında Eskişehir Bent Spor Kulübüne üç basketbolcü arkadaşımla birlikte transfer olduk. Sanırım basketbol branşında Konya dışına ilk transfer olan bizlerdik diyebilirim.
Eskişehir'de basketbol oynarken Spor Akademisi'nin sınavlarını kazandım. Ankara'da yüksek öğrenim görürken basketbol maçları için Eskişehir'e gidip geliyordum. Daha sonra Konya Uğurlu Mühendislik Basketbol takımına transfer oldum. Üçüncü sınfa geldiğimde Şeker Spor'a geçtim.
1984 yılında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce açılan yüzme antrenörlük sınavını o yıl sadece ben kazanmıştım. Memuriyetteki ilk başlama yerim 24 yaşındayken Konya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü oldu. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğündeki görevime başladığımda yeni yüzme havuzunun inşaatı henüz tamamlanmadığından Bölge Müdürü Bahtiyar Demir beni Spor Salonu Amiri yapmıştı. Bu arada aynı zamanda Selçuk Üniversitesindeki spor derslerine dışardan girmeye başladım. 1989 yılıda ise Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünden ayrılarak S.Ü. Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okuluna öğretim görevlisi olarak başladım. 1993 yılında Almanya augsburs Üniversitesine misafir spor öğretmeni olarak gittim ve iki yıl görev yaptım. Otuz yaşında başladığım tenis sporunda Konya'da dereceler yaptım. Dört yıl Konya Tenis İl Temsilcisi olarak bu spor dalına hizmet verdim. Son dönemTenis Federasyon Başkanlığına "Tenis Halkın Sporudur" sloganıyla yola çıkıp aday oldum. Ancak maalesef seçilemedim. Halen S.Ü. Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulundaki görevimdeyim. Veteran olarak tenis oynamaya devam ediyorum.
- Sayın Şener sporu oldukça renkli ve dolu, dolu yaşamış bir kişi olarak sizce beden eğitimi ve sporun en önemli meselesi nedir?
- Ülkemizde her ne kadar zaman, zaman "o yok, bu yok. O halde spordan ne umuyor ne bekliyoruz." diyenlerle karşılaşmaktayız. Oysa, beden eğitimi ve sporumuzun esasında çok şeyi var.
Bana göre beden eğitimi ve sporumuzun en önemli meselesi; sporun organizasyonu ve yönetim yapısının günümüz teknolojisine tam olarak ayak uyduramamasından kaynaklanmaktadır diyebilirim.
Özerkliğe kavuşan federasyonlar ve spor kulüpleri mali ve idari alanlarda
kendi kendilerine yeter hale gelmeden istenen hedeflere ulaşmak oldukça zor görülüyor. Bunu her şeyi devletten bekleyen bir spor organizasyonu ve yönetim anlayışı ile söylemiyorum.
Ülkemizde sporun temel hedefleri beş yıllık kalkınma plânlarında ve yıllık programlarda yer almaktadır. Bu konuya gereken hassasiyet ve önem verilmektedir. Yeter ki bizler bu kalkınma plan ve programlarına uyalım.
- Sayın Şener beş yıllk kalkınma planları ile yıllık programlarının yanında bir de ülkemizde ilköğretimde uygulanan beden eğitimi öğretim program standartının (NASPE)'den yararlanarak belirlendiği söylenmekte. NASPE nedir? BESYO'dan mezun olan öğretmenler bu beden eğitimi programını mı uyguluyorlar?
- NASPE'nin açılımı; "National Association for Sport and Physical Education " dır. Sanırım beden eğitimi öğretim programının hazırlanmasında yararlanılan bir kaynaktır. Öğretim programının hazırlanmasında buna benzer yararlanılan kaynakların yanında programın hazırlanmasında danışmanlık yapan, katkıda bulunan ülkemizin çok değerli akademisyenleri de vardır. Dolayısı ile ilköğretimde uygulanan beden eğitimi programı salt yurt dışından bir ülkenin uyguladığı programın ülkemizde de uygulanıyor sanılması çok yanlıştır. Ancak öğretim programları bir alanın geleceğini şekillendirecek çok önemli araçlar olduğundan hem bilimsel ilkelerden hem de dünya örneklerinden yararlanmak gerekli ve önemlidir diye düşünüyorum.
- Sizce spor bir araç mı, yoksa amaç mı olmalı ne dersiniz?
- Hepimizin bildiği gibi beden eğitimi ve spor etkinliklerinin temel hedefi kişilerin beden ve ruh sağlığını korumak ve geliştirmektir. Hızla değişen teknoloji, özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonomik yapıyı da ekilemekte ve yaşam standartlarında değişik gereksinimleri beraberinde getirmektedir; bu nedenle köklü sosyal değişmelere sebep olmakta. Bu durumda ise çocuklarımızı ve gençlerimizi gelişen ve değişen hayat şartlarına uygun hareket etmelerini sağlamak, kötü alışkanlıklardan soyutlamak veya kurtarmak, meslek grupları arasında sosyal kaynaşma ve dayanışmayı teşvik ederek geliştirmek açısından spor oldukça etkili bir araç rolünü üstlenmiştir
- Sporun oldukça etkili bir araç olduğunu söylediniz. Sizce sporun temel amaçları ne olmalı?
- Geniş kapsamda ekonomik, sosyal ve politik yönleri olan sporun temel amaçlarını şöyle sıralayailiriz.
a) Beden eğitimi ve sporun amatör anlam ve kapsamda yayılıp gelişmesini sağlamak. Bu husus zaten Anayasamızın 58 ve 59. madelerinde açıkca belirtilmiştir.
b) Sağlık için herkesin beden eğitimi ve spor yapması ilkesini tüm toplum kesimlerinde benimsenmesi ve uygulanmasını gerçekleştirmek.
c) İşçi, memur, öğrenci, emekli ve diğer çalışan veya çalışmayanların serbest zamanlarını değerlendirilmesi ve bunların beden ve ruh sağlıklarının korunmasını sağlamaktır.
- Çocukların beden eğitimi ve spor'a katılımda ailelerin rolü ne derece etkili oluyor?
- Çocukların beden eğitimi ve spor aktivitelerine katılımı, anne ve babalarının spor'a olan bakış açısıyla çok yakından ilgilidir. Ailelerin bu konudaki yaklaşımı, çocuklarının spor yapmaları veya yapmamaları noktasında neredeyse birinci dereceden belirleyici bir unsurdur. Bazı aileler, beden eğitimi ve sporun çocuk gelişimi ve sosyalleşme süreci üzerindeki olumlu etkisinin bilincinde olup çocuklarının bu aktivitelere katılımına sıcak bakarak onları desteklediklerini görüyoruz.
Bazı aileler ise; toplumumuzda genel bir kanı haline gelen sporun akademik başarıyı olumsuz yönde etkilediği düşüncesi, ailelerin çocuklarının beden
eğitimi ve spor yapmalarına yönelik olumsuz tutum sergilemesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır.
Ancak eski yıllara göre aileler günümüzde spora daha olumlu yaklaşmakta ve çocuklarını sporla ilgili kurslara, spor yaz olullarına ve benzeri aktivitelere yönlendirmektedirler.
- Tenis Federasyon Başkanlığına iddialı bir şekilde aday olmuştunuz, biraz bundan söz edermisiniz?
- Ben tenis'e 30 yaşında başladım. İki dönem İl Temsilciliği yapan İsmail Serim temsilciliğini bıraknca beni önermiş. Ben de bu teklifi kabul edip bir dönem Tenis İl Temsilciliği yaptım. İlk iş olarak kortların bakımı ve soyunma odaları ihtiyacı için İl Müdürlüğü ile temasa geçtim. Sağolsun o tarihteki İl Müdürümüz Necati bey kortların yanına bir bina yaptırdı ve tenis sporcularının buradan faydalanmasını sağladı. Böylece çocukları ve gençleri kortlara çekmeyi başardık. Turnuvalar düzenledik, kortların kullanımını daha verimli ve düzenli bir hake getirerek herkesin kullanımına açtık. İl Temsilciliğim döneminde eşim tenis hakemi olmasına rağmen tarafsızlık ilkesine bağlılığımdan ötürü kendisine hakemlik görevi verdirmedim. İlimizde hakem kursu açılmasını sağladık. İlimiz hakemlerinin Konya dışında müsabakalarda görevlendirilmelerini temin ettik. Selçuk Üniversitesinde tenis ve yüzme spor dallarının açılmasını ve tenis branşında üniversiteler arası müsabakalara katılacak gençlerin yetişmelerini sağladım.
Ben bu tür faaliyetlerle uğraşırken bazı arkadaşlarımın teşvik ve destekleriyle Tenis Federasyon Başkanlığına aday oldum. "Tenis Halk Sporudur ve Tenis'i Mahalle Aralarına Yayacağım..!" sloganı ile yola çıktım. Belki inanmayacaksınız ama o dönemde ulusal basında en çok ben yer aldım. NTV spor editörü Okay Karacan, S.Ü. Rektör Yardımcısı Kürşat Turgut, Metropolitan Otelleri sahibi Mehmet Nükte, hekimler ve öğretim üyelerinden oluşan bir yönetimle yola çıktım. Anadoludan çıkan belki de ilk ve son Tenis Federasyon Başkan adayı ben oldum.
Konya'da 1920 'li yıllardan beri tenis kortları var. Yandaki fotoğrafta 1920 yıllarda ilimizde tenis oynayanları gösteren bir tabloyu Sayın Başbakanımız Konya'ya geldiklerinde kendilerine takdim etmiş ve bu konuda bilgi vermiştim. Bir başka gelişinde ise raket ve tenis topu hediye edince; kendisinden "seçilirsen tenis oynarız." sözünü almıştım. Ama maalesef olmadı.
- Sanırım gazetecilik yönünüz de var biraz da bundan söz edermisiniz? Ne tür yazılar yazıyorsunuz?
- Yirmi yıldır Yeni Meram Gazetesinde spor köşe yazarlığı yapmaktayım. Spor adamlarıyla yıllardır haber röportaj şeklinde çok keyifli şöyleşiler yapmaktayız.
Bu konuda bana destek olan Cihat Yazıcı, Mehmet Gazel ve Sabit Horasan gibi gazeteci arkadaş ve ağabeylerimle güzel şeyler yaptık. Sağ olsunlar Konyalı arkadaşlarımızdan da çok destek gördüm.
- Sayın Şener bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.
|
|
| Orhan Şener Kimdir? |
1959 Konya doğumlu olan Şener, ilk ve orta öğrenimini Konya'da Yüksek öğrenimini ise Ankara 19 Mayıs Gençlik ve Spor Akademisinden 1983 yılında mezun oldu. Yüksek lisansını 1992 yılında Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünde tamamladı. Tez konusundaki çalışması:
" Türkiye'de Elit Teniscilerde Sakatlanma Sıklıkları ve Nedenleri " dır.
Çeşitli kulüplerde lisanslı masa tenisi, basketbol, yüzme, ve tenis sporları yaptı.
1977 Yılında 18 yaşında iken yılın sporcusu adayı gösterildi. Yerel gazetelerde sporla ilgili yazılar yazdı ve halen yazmaktadır.
Selçuk Üniversitesi tarafından 1994-1996 yıllarında Almanya'nın Ausgburg Üniversitesinde tenis, yüzme ve basketbol derslerine misafir öğretmen olarak görevlendirildi. Selçuk Üniversitesinde yüzme ve tenis spor dallarında (Bay-Bayan) takımları oluşturarak ilk kez üniversiteler arası turnuvalara katılarak Selçuk Üniversitesini temsil edilmesini sağladı.
Halen S.Ü. Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulunda Halkla İlişkiler, Medya ve tenis derslerine girmektedir. Türkiye Tenis Federasyonu ve Türk Tenisini Geliştirme Vakfının Konya Temsilcisidir. Evli ve iki çocuk babası olan Şener'in eşi Tülay Şener ise Golf İl Temsilcisidir.
|
|