| |
- Gaziantep ili Fevzipaşa ilçesinde 1945 yılında doğdum. TCDD memur olarak çalışan babamın Konya'ya tayini nedeniyle 1957 yılında Konya'ya geldik ve o gündün beri Konya'da yaşamaktayım.
Önce Karma Orta Okulunda daha sonra Karatay Lisesinde öğrenim gördüm. Ancak futbol'a olan aşırı düşkünlüğüm nedeniyle daha fazla öğrenim göremedim.
Bizim zamanımızda bu günkü olanaklar yoktu. Hemen hemen tüm malzemeleri kendimiz temin ederdik. Futbol'a ilk başlamam kendi aramızda oluşturduğumuz mahalle takımları ile başladı. Resmi müsabakalara ise 1960-1961 sezonunda İdmanyurdu Genç Takımında başladım. Bir yıl sonra İdamnyurdu A takımına kabul edildim. Yine bir yıl geçtikten sonra Çimentospor kulübüne geçtim. Çinmentospor Gençlerbirliği, Meramspor ve Selçukspor takımları birleşip Konyaspor adını alınca, ben de Kayseri Şekerspor takımına transfer oldum ve iki yıl kadar Kayseri Şekersporda oynadıktan sonra tekrar Konya'ya dönüp Yolspor takımı ile anlaştım.
Konya Yolspor Takımını Şükrü Tellioğlu, (Doç.lâkaplı) Hüseyin ve kaleci Enver gibi zamanın ünlü futbolcuları ile birlikte o yıl Konya şampiyonu yaptık.
Askerlik görevinde iken Jandarma Gücü Takımında yer aldım. Askerlik dönüşü Konyaspor ile 1968-1969 sezonunda profesyol anlaşma yaptım. Ancak bu arada Bayındırlık ve İskân Müdürlüğünde inşaat teknisyeni olarak işe başladığımdan, futboldaki profesyonellikten vaz geçmek durumunda kaldım.
Spor'a amatörce devam etmek amacıyla 1970 yılında Konya Demirspor'da top oynamaya başladım ve faal futbol oyunculuğumu bu takımda 1974 yılında bıraktım.
Faal futbolcuğu bıraktıktan sonra Demirspor takımında genel kaptanlık ve antrenörlük yaptım. 1977 Yılında Demirspor'u Türkiye şampiyonu yaptık. Daha sonra İdmanyurdu takımı, Konyaspor altyapısını ve Konyaspor amatör takımı, Akşehirspor, Meramspor ve İttifakspor takımlarını çalıştırdım. Bu takımlardan Konyaspor'u da şampiyon yapmıştık.
- Şu anda çalıştırdığınız bir kulüp varmı?
-
Şu an çalıştırdığım herhangi bir takım yok. Stadyuma sadece maç izlemek amacıyla gidiyorum. Konyaspor'un her maçlanı izliyorum. Ancak spor'u bırakmış değilim, hemen hemen her gün spor salonlarında kondisyon çalışmalarını aksatmadan sürdürüyorum.
- İzlediğiniz maçlarda şimdiki gençleri nasıl buluyorsunuz?
- Gençlere mutlaka güvenmemiz gerekiyor. "Ama sadece futbol anlamında değil. Bir oyuncuya baktığınız zaman 'Bu çok yetenekli, gelecek vaat ediyor' diye düşünebilirsiniz, lâkin insanlar o oyuncuyu bir anda gökyüzüne çıkardıkları gibi, hemen ardından yerin dibine sokmayı da becerebiliyor. Ortasını bir türlü bulamıyoruz. Gençlerin arkasında olduğumuzu mutlaka hissettirmeliyiz. Tabi bu hususta onların da takımları, ülkeleri ve kendilerine güvenip forma veren teknik direktörlerin de ellerinden geleni yapmaları lazım.
- Sizin faal sporculuk döneminiz ile bu günü kıyaslarsanız neler söylersiniz?
- Bu günü geçmiş ile kıyasladığımda oldukça farklılıklar var. Nicelik yönden değil ama nitelik yönden yenilerin durumu iyi gitmiyor. Futbol kalitesinde gözle görülür düşüş gözlemliyorum.
Bizim amatörce futbol oynadığımız dönemde sadece Konyaspor ve İdmanyurdu gibi iki profesyonel takım vardı. Bu takımlar amatör takımlarla hazırlık maçları yaparlardı ve her seferinde amatörler onları genellikle yenerlerdi.
Galip Türkkan'ın İdmanyurdu takımını çalıştırdığı bir dönemde Demirspor olarak bu takımı 2-1 yenmiştik. Türkkan kızgınlığından; "Te be ben böyel takım istemem, şizin yaptığınız işe be..." diyerek istifa etmişti. O günlere göre amatör futbolda kalite gerçekten düştü. Her şeyin paraya dökülmesiyle amatörlük ruhu kalmamasının sebebidir diyebilirim. Bir de şimdiki sporcuların sabırlı, disiplinli olmamaları ve kısa yoldan iyi sporcu olmaya çalışmalarından dolayı kabiliyetleri oldukça kısıtlı ve kısır kalıyor. Bu nedenle elit sporcularımızda gözle görülür azalmalara neden oluyor.
- Ülkemiz futbolunun en büyük problemi sizce nedir?
- Bizde futbol'un önündeki en büyük problem herkesin antrenör gibi teknik adam gibi yorumlara kalkışması... Örneğin TV. veya radyodan maç anlatan bazı sunucular maşallah antrenörlerden daha bilgiliymişcesine yorumlar yaptıklarına şahit oluruz. Oysa spiker ancak gördüklerini anlatmalı, yorum gerektiği yerlerde yanında bir futbol uzmanı bulundurup bunu o'na yaptırmalı... İngiltere Premier Ligi'nde bir maçın 90 dakika boyunca hiç düşmeyen bir tempoya sahip olduğunu görürsünüz. Sürekli gol pozisyonu görürsünüz. Çok fazla fizik güce dayalı bir futbol göze çok hoş gelir ve dakikaların nasıl geçtiğini anlayamazsınız. Bizde ise demin de söz ettiğim gibi "problem herkesin futbolu bilmesinde." O bilenler biraz geri çekilse herkes futboldan zevk alacak. Türk futbolu bana göre İspanya'da veya İtalya'da oynanan futbolun seviyesinde. Bunu kimseyi kırmak veya kimseye yaranmak için söylemiyorum. Göze hoş gelen futbol oynayan pek çok takımlar da var ülkemizde.
- Faal sporcu iken hangi sporcuları beğenirdiniz?
- Faal sporcu iken en çok beğendiğim futbolcular Can Bartu ve Yusuf Tuna idi. Futbol yaşantımda onlar benim idollerimdi. Kendime hep onları örnek almışımdır. Konya'nın efsane futbolcularını ise saymakla bitiremem. Ancak size içlerinden bazılarını, bende en çok iz bırakanları söyle sıralayabilirim.
Örneğin Mehmet Aktan (Sarı Mehmet) Konya'da ilk A milli takımda yer aldı ve defalarca milli takım formasını giydi. Sonra Naci Renklibay çok iyi futbolcuydu. Kendine özgü tekniği ile adeta gol makinesiydi. Bazı maçlarda onu tribünden izlerken, kendisinden gol atmasını isteğimizi söylememiz yeterliydi. Bu arzumuzu anında yerine getirirdi. Örneğin bir gün Renklibay Ankara Gençlerbirliğinde oynarken kendisini 19 Mayıs Stadında Gençlerbirliği-Ordu maçında izlemeye gitmiştim. İlk göl atılmış ve 1. devre bitmişti. Biz o gölü göremediğimizden devre arasında top toplayıcılar ile Naci'ye haber gönderdik görüşmek için. Yanımıza geldiğinde " hal hatır sorduktan sonra "Naci birinci devrede attığın golü izleyemedik, artık bizim için de ikinci devre bir gol atarsın olur mu?" diye kendisine takıldık.
Tamam deyip çıkar çıkmaz isteğiniz yerine gelecektir, merak etmeyin sizin için bir gol atacağım dedi. Gerçekten de maça çıkar çıkmaz ikinci gol geldi. Bizim tarafa dönüp tamam mı? oldumu? der gibi bize doğru dönüp bir selam gönderdi. İşte böyle futbolcu idi. İstediği anda gole gidebilen bir futbol canbazı idi Renklibay. Bunlardan başka unutulmayan, iz bırakanlardan ismlerden bazıları ise; Ali Büyükbayram, Ali Palalı, Hasan Satı, Hasan Altıoklar'dır.
- Sayın Gürler anımsarsanız; bir zamanlar Erkin Koray'ın popüler bir şarkısı vardı "Kızları da Alın Artık Askere" diye. Sizce futbol salt bir erkek sporumudur? Başka bir deyişle bayanlar da futbol oynamalı mı ne dersiniz?
- Yani şimdi futbol'u kesinkes bir erkek sporudur diye kestirip atmak yanlış olur. Bu husus cinsiyetle özdeşleşmemeli. Nasıl ki bayanlar basketbol, voleybol oynayabiliyorsa futbol da oynayabilir. Ancak bayanların voleybol ve basketbol'daki gösterdikleri performansı futbolda nereye kadar gösterebilirler? Bir de salon sporlarına kıyasla futbol biraz daha sert ve sakatlıkların bol olabileceği bir branş. Bundan dolayı bu branşta anotomik yapı olarak salon sporlarına daha uygunlar diyebilirim. Bunun yanı sıra Euro Sport'ta Bayanlar Avrupa Şampiyonasında izlediğim futbol takımları belki biraz abartılı olacak ama bizim liglerdeki erkek takımları ile başa başa mücadele edebilecek ekipler var.
- Türkiye'de bayan futbolu açısından büyük potansiyel olduğunu, ancak
eğitimsizlik nedeniyle bayan futbolunun hak ettiği ilgiyi görmediğini
söylenmekte. İl Müdürlüğümüze de zaman zaman "e-mail" ile başvuruda bulunan bazı bayan sporcular; Konya'da da bayan futbol takımının kurulmasında kendilerine destek olunmasını istemekteler. İlimizde bayan futbolunun başlatılmasına nasıl bakıyorsunuz?
- Bildiğim kadarı ile UEFA belli sayıda bayan futbol hakemi ve futbol takımı kuran ülkelere maddi destekte bulunuyor. Tabi bunun için Futbol Federasyonuna, antrenörlere ve futbol kulüplerine büyük görevler düşüyor. Futbol kulüpleri tüzüklerinde yapacakları ufak bir değişiklikle bayan futbol takımları oluşturabilirler ve bu suretle mevcut bayan liglerine katkıları olur. Spor basınından takip ettiğim kadarı ile bu yıl Federasyon ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında yapılan bir protokol ile okullar minikler ve gençler kategorilerinde bayan futbol takımlarını oluşturmaları talimatı verilmiş. Dünya'nın futbolda ileri ülkeleri bunu başlatmışsa, bizim bayan futbolunu başlatmamamız için hiç bir neden göremiyorum. Üstelik belli bir süre sonra bunda çok başarılı sonuçlar alınabilir.
- Amatör veya profesyonel futbolcu olmak isteyen sporculara neler önerirsiniz?
- Başarının sırrı çok çalışmaktır. Büyük sporcular böyle çıkar. Futbolda başaılı olabilmenin %10 yetenekse %90'ı çalışmaktır diyebilirim. Buna başka bir branştan da örnek veremek gerekirse. Benim faal sporculuğum döneminde; bu günkü tenis kortların bulunduğu yerde basketbol potaları vardı. Zamanın basketbolcusu Tuluk lâkaplı Yılmaz Erkangil akşamları sokak lambasının aydınlattığı basket sahasında saatlerce, gece yarılarına kadar usanmadan bıkmadan
potaya atış çalışmaları yapardı. Sonunda öyle bir meleke kazanmıştı ki, maçlarda çoğu zaman potaya bakmadan bile yaptığı atışlar hep sayı olurdu.
Futboldan bir örnek olarak ta Didi Lâkaplı Hasan Hüseyin diyebilirim. Örneğin 50 cç. kar yağdığında sahada kimse yokken, bir de bakarsınız ki Didi öyle bir havada durmadan şut antrenmanları yapardı. Bu örnek elit sporcu olmak isteyenler için güzel bir örnek. Hangi branş olusa olsun, şayet çok iyi sporcu olmak isteyenlere altın anahtar, çalışmak, çalışmak ve çok çalışmaktır.
- Sayın Gürler bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.
|
|
Köksal Gürler Kimdir? |
| |
1945 Fevzipaşa doğumlu olan Gürler İlkokulu Fevzipaşa'da bitirdikten sonra, TCDD görevli olan babası Konya'ya 1957 yılında tayin olur. Karma Orta Okulu ardından Karatay Lisesini bitirir. Futbol'a olan aşırı düşkünlüğü nedeniyle öğrenimini lise'den daha ileri götürmez.
Futbol yaşamına ilk 1960-1961 sezonunda Konya İdmanyurdu genç takımında başlar, bir yıl sonra A takımına alınır. Daha sonra Çimentospor, Kayseri Şekersporda ve Konya Yolspor takımlarında futbol oynadı.
1966 yılında Askerlik görevini Kütahya'da yaparken Jandarmagücü forması ile futbola devam etti. Askerlik dönüşü Konyaspor'da bir yıl kadar futbol oynadı. 1971 yılında Bayındırlık ve İskân Müdürlüğünde inşaat teknisyen olarak göreve başladı. Memuriyete başlaması nedeniyle amatör olarak futbol'a Konya Demirspor'da 1974 yılına kadar devam etti.
Gürler bu tarihten sonra spor yaşantısına antrenör olarak sürdürdü. Konya Demirspor, İdmanyurdu profesyonel, Konyaspor alt yapı takımı, Akşehir profesyonel takımı ve Meramspor Futbol takımlarını çalıştırdı.
1999 tarihinde Bayındırlık ve İskân Müdürlüğünden emekli olan başarılı antrenörlerimizden sayın Gürler şu anda herhangi bir takımla çalışmıyor.
|
|
|
Konya'ya ilk amatör takımlar Türkiye Şampiyonluğunu 1977 yılında kazandıran Demirspor Takımı Ankara Cebeci Stadyumunda kulüp yöneticileri ile birlikte.
(Hayrettin Erkmen, Mehmet Özdil, Talik, Okay, Sabahattin, Birol, Coşkun, Bahattin, Muammer, Hüseyin, Necdet, Köksal Gürler (Antrenör), Ahmet Uyanık (İdareci) ve Ali Gözönü (İdareci).
|