|
- 1936 yılında Ordu 'da doğdum. İlk öğrenimimi Güzel Ordu İlk okulunda tamamladım. 1954 yılında İstanbul Çengelköy'de Kuleli Askeri Lisesi orta kısmına girdim ve bu Lise'den mezun oldum.
1958 'de İstanbul İstihkam Okulunda Astsubay olarak göreve başladığım görevimden 1975 yılında ayrılarak MTA Genel Müdürlüğünde çalışmaya başladım. Aynı kurumun Konya Bölge Müdürlüğünden emekliye ayrıldım.
Bir süre Yeni Meram Gazetesinde "Günün Ardından" adlı günlük olaylarla ilgili köşe yazıları yazdım. Evli iki çocuk ve üç torun sahibiyim. Spor'a halen antrenör ve hakem olarak hizmet vermekteyim.
- Spora hangi branşla başladınız?
- Spora ilk başlamam atletizm dalında oldu. Öğrenci iken 5.000 ve 10.000 metrelerde il düzeyinde derecelerim oldu. Atletizm müsabakalarına K.K.K. temsilen katılıyordum. Antrenörümüz zamanın meşhur Dünya üç adım atlama üçüncüsü Ruhis Aralp idi.
- Sporun değişik kategorilerinde de hizmet verdiniz ve halen devam eden görevleriniz var bunlardan söz edermisiniz?
- Aktif sporculuğu bıraktıktan sonra 1973'de Erzincan'da açılan kursa katılıp Halter Hakemi oldum. Daha sonra Konya'da Boks Hakemliği kursunu bitirip yıllarca bu banşlarda hakemlik yaptım. Ayrıca 1985 yılında Yunanistan'da yapılan Balkan Halter Şampiyonasında 1. Sınıf Halter Hakemliğine sınav sonucu terfi ettirildim.
Değişik tarihlerde Halter, Herkes İçin Spor dallarında Federasyon İl Temsilciliklerinde bulundum. Halen Vücut Geliştirme Fitness ve Bilek Güreşi İl Temsilcisi olarak spora hizmet vermekteyim.
- Vücut Geliştirme Fitness ve Bilek Güreşi İl Temsilcisi olarak bu spor dallarından söz edermisiniz? Bu dalda kim vücuttaki kaslarını daha çok geliştirirse o mu başarılı oluyor? Yada başka bir deyişle bu sporu yapanlar çok güçlü yapıya sahip olmak içinmi kaslarını bu denli geliştiriyorlar?
- Vücut Geliştirme (Body Building) için; ağırlık kaldırma, kalori alımı ve diğer uygulamaların bir araya getirilmesiyle kas telciklerinin (fibres) geliştirilmesi işlemidir diyebiliriz. Bu branşla uğraşanlara da vücut geliştirmeci (Body Builder) deniyor.
Rekabete dayalı bir spor olmakla birlikte, çeşitli zorunlu pozlarla jüri önünde müzik eşliğinde fiziksel görünüşlerini çeşitli hareket serileriyle sergileyerek yarışılan bir spor dalıdır.
- Sayın Görmüş antrenörlük ne zaman başladı. Yetiştirdiğiniz şampiyon sporcular kimler?
- Atrnörlüğe ilk olarak Çim Hokeyliği ile başladım. Sonra Halter ve Bilek Güreşi dallarında devam ettim. Yetiştirdiğim şampiyon sporcular sırasıyla, bedensel engellilerde: halter dalında Nazmiye Muslu ve Yasemin Ceylan kilolarında Avurupa Şampiyonu oldular. Yasemin Ceylan ise gençler kategorisinde Dünya 3. oldu. Bilek Güreşinde ise; Nazan Koyuncu bayanlarda Avrupa 3. 'sü ve Dünya 2.'si oldu. Bilek Güreşi Bedensel Engellilerde Ferhat Çıkmaz Avrupa 2.'si ve Dünya 2.'si oldu. Bu yıl 23-30 Haziran 2008 tarihlerinde Norveç'te yapılan sağlamlar ve engelliler Bilek Güreşi Avrupa Şampiyonasında Bilgen Şapcılar ve Yılmaz Fazıloğulları 4.'lük alarak yurda döndüler.
Bu spor dallarında halen çalışamalara devam etmekte olup yeni şampiyonlar yetiştirme gayreti içerisindeyim.
- Halter spor dalına başlama yaşı nedir? Bir de halk arasında halterin boyu kısalttığı şeklinde çok yaygın bir görüş var bu doğrumu?
- Hayır bu kesinlikle doğru değil. Halter çalışmalarının hiç bir şekilde boy kısalmasıyla iligi yoktur. Tabi burada bir de haltere başlama yaşı çok önemlidir. Sadece halter değil kuvvet antremanlarına başlamak için en erken yaş 13-14'dür. Konu ile ilgili spor bilimciler; bu yaştan önce kemik ve eklemlere aşırı yük bindirmeden, vücudun kendi ağırlığı ile yapılan çalışmalar önermektedirler.
Tekrar etmek gerekirse halter çalışmaları boy kısaltmaz. Ancak performans halterciler genellikle kendi fiziksel özelliği nedeniyle kısa boylu olanlar arasından seçildiğinden, uzun boylulara göre daha avantajlı olabilirler. örneğin 200 kiloyu kaldırmak için 2 metre boyundaki sporcu ile 1,50 metre boyundaki bir sporcunun harcıyacağı güc aynı olmasa gerek.
Bu gün Konya'nın yetiştirdiği eski milli haltercilerden ve halen İl Temsilciliği yapan Talat Ünlü 1,82 mt, Ali Eroğlu 1,79 mt., antrenör Sami Özsu 'nun boyu da 1,78 metre olması bunun bir kanıtıdır.
- Özellikle uluslararası düzeyde yapılan yarışmalardaki rekabetin
gittikçe çekişmeli hale gelmesi. Sportif basarıların getirdiği
sosyal ve ekonomik ödüller her geçen gün sporcuların mümkün olan herhangi bir
yolla performanslarını daha da arattırmaya zorlayıp özendirmekte. Bu da bazen doping kullanımına yol açabilmekte....
Fakat bunlar adeta madalyonun ters yüzü....Doping'in zararlı yönleri, zafer sarhoşluğu ve alınan dereceler neticesinde hiç görülmemekte ve daha sonra acı gerçeklerle karşılaşılmaktadır.
Doping kullanımı için "Madalya Yolunda Tükeniş" diyebilirmiyiz?
- Elbette bu çok doğru bir tespit. Cevap sorunuzun içinde saklı. Moral olarak da fizik olarak da
performans artırımını bu tür yollarla gidermeye çalışmak vücudun çöküşünü kendi elleriyle hazırlamaktır. Ayrıca bu sporculuk prensiplerine ve centilmenliğe aykırı olduğu gibi aynı zamanda hem kendini, hem de başkasını aldatmadır. Diğer yarışmacılara bir hakarettir. Ailesi, arkadaşları, kulübü ve ilgili spor federasyonları tarafindan kendisine gösterilen güveni kötüye kullanmadır.
Yasaların yasakladığı bir zararlı olduğundan bunu gizlice yapan ömür boyu suçluluk hissi ile yaşamak zorunda kalır kanaatindeyim.
Tüm bunların yanında fiziki zararlarından söz etmek gerekirse;
İlk başta bireyin sağlığını riske sokar. Tehlikeli etkilerin sonucu yıllar sonra dahi ortaya çıkabilir. Sporcunun biyolojik hazırlığını bozar.
Fiziksel bozukluklar yaratir, bunlar bazen ölüme bile neden olur.
Ruhsal bozukluklar neticesi intihar olaylarına bile rastlanmıştır.
Karaciger ve böbrek bozukluklarina yol açar.
Çünkü bu ilaçlar vücutta karaciğerde elimine olup, böbrekler vasıtasıyla atıldığından, bu organlarda büyük tahribatlar yapmaktadırlar. Vücudun normal kapasitesi üzerine çıkıldığında, kas ve eklem sakatlıklarına neden olur.
Cinsel denge bozulmakta, erkekler kısırlaşmaya kadınlar ise erkekleşmeye başlamaktadır.
Sporcuları bekledikleri performans açısından bir süre etkilese de yarışmaya yakın kesileceği için bu etki müsabaka sırasında % 10'luk bir avantajdan ileriye gitmez. Son yapılan araştırmalar bunu kanıtlamıştır.
Birçok besin maddesinde de hormonal katkılar sonucu birikimler oluştuğundan, yediğimiz besinlerle dahi bunlari alabileceğimiz unutulmamalı ve bu nedenle konuya ciddiyetle yaklaşılmalıdır.
Ben sporcularıma başları ağrısa dahi doktorların reçete ile vereceği ilaçlar dışında kendilerine hiç bir surette ilaç kullanmalarını tavsiye etmem.
- Sayın Görmüş bize zaman ayırıp bu spor dalları hakkında bilgi verdiğiniz için size teşekkür ederiz.
|
|
| Emin Görmüş Kimdir? |
| 1936 Ordu doğumlu. Güzel Ordu İlkokulundan mezun olduktan sonra 1954 yılında Kuleli Askeri Lisesinin Orta kısmına girdi. 1958 yılında İstanbul İstihkam Okulunda başladığı görevinden 1975 yılında ayrılarak MTA Genel Müdürlüğünde göreve başladı. Aynı kurumun Konya Bölge Müdürlüğünden emekliye ayrıldı.
Öğrencilik yıllarında atletizm sporu ile ilgilendi.
Boks, haler spordallarında hakemlikleri olan Görmüş değişik tarihlerde Haler ve Herkes İçin Spor Faaliyetlerinde Federasyon İl Temsilcilikleri yaptı.
Bir ara yerel Yeni Meram Gazetesinde köşe yazarlığı yapan Emin Görmüş halen Konya Vücut Geliştirme ve Fitness İl Temsilciliği görevini sürdürmektedir.
Rusça ve ingilizce bilen Görmüş evli 2 çocuk ve 3 torun sahibi. |
|